MSÜ SINAV SONUÇLARI KAPSAMINDA ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARININ REKLAM YASAĞI VE HUKUKİ RİSKLER
Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, özel okullar ve kurs merkezleri haklı bir gurur tablosuyla karşı karşıya kalmaktadır. Kurumların, aylar süren yoğun emeklerin karşılığı olan bu başarıları kamuoyuyla paylaşma isteği son derece anlaşılır olsa da, bu süreçte yürürlükteki katı mevzuat hükümlerinin göz ardı edilmesi, telafisi güç hukuki ve idari yaptırımlara zemin hazırlamaktadır.
Özel öğretim kurumlarının kurumsal web siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden yapacakları paylaşımlarda, aşağıda detaylandırılan hukuki çerçeveye mutlak surette riayet etmeleri gerekmektedir.
1. MEB Mevzuatı Kapsamında Mutlak Reklam ve İlan Yasağı
Özel öğretim kurumlarının tanıtım faaliyetleri, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği ile sıkı kurallara bağlanmıştır.
Yönetmeliğin "Reklam ve İlanlar" başlıklı EK-4. maddesi, konunun temel çerçevesini çizmektedir. İlgili madde uyarınca; kurumların, öğrencilerinin sınav sonuçlarını, Türkiye veya il/ilçe geneli derecelerini, isimlerini, soyisimlerini ve fotoğraflarını kullanarak reklam veya ilan yapmaları kesin olarak yasaklanmıştır. Bu kuralın istisnası yoktur. Öğrencilerin elde ettiği MSÜ puanları, sıralamaları (örn: "Türkiye 10.su öğrencimiz", "Kayseri birincisi kurumumuzdan") veya kazanılan askeri okul bölümleri üzerinden yapılacak her türlü bireysel başarı odaklı tanıtım faaliyeti, doğrudan mevzuat ihlali sayılmaktadır.
2. En Yaygın Hukuki Yanılgı: "Velinin Açık Rızasını Aldık" Savunması
Kurumların sıklıkla düştüğü en büyük hukuki yanılgı, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında öğrenciden veya yasal temsilcisinden (veliden) alınan "açık rıza" beyanlarının, reklam yasağını aşmak için yeterli olduğunun düşünülmesidir.
Hukuken altı çizilmelidir ki; KVKK kapsamında görsel ve kimlik verilerinin işlenmesi ve aktarılması için veli muvafakatnamesi veya açık rıza metni alınması, MEB mevzuatındaki emredici idari yasağı ortadan kaldırmaz. * KVKK, kişisel verinin hukuka uygun işlenip işlenmediğini denetler.
MEB mevzuatı ise, veri hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi, bu verinin "reklam ve ticari rekabet" aracı olarak kullanılmasını yasaklar.
Dolayısıyla, rıza alınmış olması KVKK yönünden kurumu korusa da, 5580 sayılı Kanun kapsamında uygulanacak idari para cezalarının ve ruhsat yaptırımlarının önüne geçemez.
3. Çifte Yaptırım (Çifte Cezalandırma) Riski
Bu noktada kurumlar için en büyük tehlike Non bis in idem (Aynı fiilden dolayı iki kez ceza verilmez) ilkesinin burada uygulanmamasıdır. İki farklı idari otorite, farklı hukuki yararları koruduğu için ihlal durumunda kurumlar eşzamanlı iki cezayla karşılaşır:
MEB (Valilik) Yaptırımı: 5580 sayılı Kanun m.7/1-b uyarınca "eğitim etiği ve düzenini" ihlalden brüt asgari ücretin 5 katı idari para cezası.
Ticaret Bakanlığı (Reklam Kurulu) Yaptırımı: 6502 sayılı Kanun m.61 ve m.77 uyarınca "tüketiciyi yanıltma ve haksız rekabet" suçundan (reklamın mecrasına göre; yerel, ulusal veya internet yayını olmasına bağlı olarak yüz binlerce lirayı bulan) çok daha ağır idari para cezaları ve anılan reklamları durdurma cezası.
4. İhlalin Hukuki Yaptırımları Nelerdir?
Yönetmelikte belirtilen reklam ve ilan yasaklarına aykırı hareket eden kurumlar hakkında, 5580 sayılı Kanun’un 7. maddesi gereğince kademeli ağır yaptırımlar uygulanır:
İlk İhlalde: Asgari ücretin (brüt) beş katından yirmi katına kadar idari para cezası.
İhlalin Tekrarında: İdari para cezasının beş katı oranında artırılarak uygulanması.
Üçüncü İhlalde: Kurum açma izninin ve çalışma ruhsatının iptali.
5. Çatı Örgütleri ve Kurumsal Yönetim İçin Stratejik Yaklaşım
Özel Öğretim Kurumlarında şu hususların altının çizilmesi riskleri minimize edecektir:
Kurumlar ancak genel başarı istatistiklerini (örneğin; "X sayıda öğrencimiz tıp fakültesine yerleşmiştir") kullanabilirler. Ancak bu verilerin de doğruluğunun ispatlanabilir olması ve yanıltıcı olmaması şarttır.
Öğrenci İsimlerinin ve Bireysel Puanların Reklamlarda Kullanılması Yasağı Yönetmelik kapsamında öğrenci isim ve puanlarının ifşası yasaklanmış olup, ikincil kaynak niteliğindeki Reklam Kurulu kararlarında bu ihlallere (Yönetmelik md. 27 kapsamında) yaptırım uygulandığı görülmektedir:
Genel Başarı İstatistiklerinde İspat Yükümlülüğü Mevzuat uyarınca genel başarı istatistiklerinin ispatlanabilir olması zorunludur. İkincil kaynaklar, ispatlanamayan iddiaların ağır yaptırımlarla karşılaştığını göstermektedir:
İstatistik Yerine Kurumsal Kapasite: Reklam kampanyalarında sınav sonuçları (sayısal veya oransal veriler) kesinlikle kullanılmamalıdır. Bunun yerine kurumun eğitim modeli, fiziki altyapısı, teknolojik donanımı, yabancı dil olanakları ve eğitim kadrosunun kurumsal yetkinliği ön plana çıkarılmalıdır.
Sosyal Medya Denetimi: Özel okulların kendi resmi sosyal medya hesaplarında (Instagram, Facebook vb.) yaptıkları başarı paylaşımları da Reklam Kurulu tarafından "ticari reklam" kabul edilmektedir. "Mecra kendimize ait, sadece kendi takipçilerimize duyuruyoruz" şeklindeki bir savunma hukuken geçerli kabul edilmemektedir.
Özetle; Kurumsal iletişim stratejilerinizde öğrencinin "kaçıncı olduğu" değil, kurumunuzun "o öğrenciyi o noktaya nasıl taşıdığı" ana tema olmalıdır. Web sitelerinizde yapacağınız duyurularda bu hukuki ve pedagojik sınırlara dikkat edilmesi, kurumunuzun itibarını ve ruhsat güvenliğini korumak adına elzemdir.
